Gerçekten Aç mıyım?

 

Diyetlerde başa çıkılması gereken en önemli tehditlerden birisi aşermeler ve duygusal yeme davranışlarıdır. Diyet yapan çoğu insan açlık, aşerme ve yeme isteği arasındaki farkların neler olduğunu bildiğinden emindir. Çoğu kez büyük bir tabak dolusu yemeği bitirdikten sonra, bir porsiyon tatlı yemeyi sabırsızlıkla beklerken aklınızdan “Hala açım, canım tatlı yemek istiyor.” gibi düşünceler geçiyor olabilir. Ya da bir pastanenin önünden geçerken aldığınız mis gibi çörek ve tatlı kokuları aç olduğunuzu düşündürebilir. Ancak böyle durumlarda bir an için durup “Tatlıya aç olmak mümkün mü?” diye düşünmeniz size aslında hissettiğinizin açlık olmadığını farkettirecektir.

Açlık; saatlerce yemek yemediğiniz ve midenizin boş olduğunu farkettiğiniz zaman hissettiklerinizdir. Büyük bir öğünü bitirdikten sonra hala yemeye devam etmek istiyorsanız bu açlık değil yeme isteğidir. Bir yiyeceği gördüğünüzde, onu yemek için güçlü bir istek, dürtü ve rahatsız edici bir gerilim hissetmeniz ise aşermenin işaretidir. Dolayısıyla açlık, aşerme ve yeme isteği birbirinden tamamen farklı durumlardır. Yeme isteğinizin gerçek bir açlık mı yoksa aşerme mi olduğunun farkına varmanız, diyet yapmanıza yardımcı olacaktır.

AÇ KALMAK: Ne kadar acil? Ne kadar adil?

Diyet yapan çoğu kişi “Herkes acıktığı zaman istediğini yiyor.”, “Ben neden kendimi diyet yapmaya zorlayayım.” gibi düşüncelere kapılabilirler. Bu düşünceler insana aç kalmanın acil bir çözüm gerektirdiğini ve istediğini yememenin ise adil bir durum olmadığını düşündürür. Ancak açlık bir aciliyet değildir ve yeme isteği duyulan her an yemek yenilmesi şart değildir.

Neredeyse hepimiz dünyanın adil olması gerektiği inancıyla büyüdük. Ancak birçok insanın ekonomik sebeplerden ötürü her gece aç yatması veya genç yaşta ölmesi hiç de adil değildir. Bazı insanlar istediğini yerken, bazılarının sağlık problemleri sebebiyle yiyeceklerini ömür boyu kısıtlamak zorunda kalması da adil değildir. Hayat adil değildir.

Adalet tuzağına düşen insanlar diyetlerinin bazı dönemlerinde kendilerini haksızlığa uğramış hissedebilirler. Herkes istediğini yerken; kendini kısıtlamak ve yemek istediği şeyleri yiyememek insanda gerginlik yaratır. Adalet tuzağına düşmek diyetlerin kısa ömürlü olmasına ve verilen kiloların kısa sürede geri alınmasına sebep olur. Öyleyse öncelikle zayıf olmanın vereceği zevkin mi yoksa yiyecekleri yemekten alacağımız anlık hazların mı daha önemli olduğuna karar vermeliyiz.

 

Uzm. Psk. Beril Yardımcı

Psk. Yasemin Yeşilyaprak

Diyet Asla Yetmez

Günümüzde yüzlerce zayıflama metodu, diyet kitapları, zayıflama ilaçları gibi farklı teknikler ortalıkta dolaşıyor. İnsanlar kilo vermek için sürekli yeni yollara başvuruyorlar. Daha zayıf görünmek uğruna bıçak altına yatanların sayısı da gitgide artıyor. Ancak bu tekniklerden hangisi bu konuya kalıcı bir çözüm üretebiliyor?

Kullanılan her yeni yöntem kilo problemine çoğunlukla dönemsel çözümler getirir, fakat kalıcı olumlu değişikliğin yerleşmesine yeterli olmaz. Diyet yapan kişilerin çoğu verdikleri kiloları kısa süre içerisinde geri almaktadır. Her gün daha çok sayıda insan başarısız olan kilo verme girişimleri yüzünden umutsuzluğa kapılmaktadır.

Öte yandan kilo konusunda kalıcı bir değişim sağlamanın yolu değişimin içselleştirilmesinden geçer. Bu süreçte sadece yeme davranışlarına değil düşüncelere ve duygulara odaklanmak da gerekir. Aksi taktirde bu değişimler süreklilik kazanamadan, kişi eski alışkanlıklarına geri döner. Peki, değişimin önündeki engeller nelerdir?

Değişimin Önündeki Engel

Kilo vermek için hangi yiyeceği ne zaman yiyeceğini bilmek önemlidir. Ancak seçilen diyete uyum sağlanabilinmesi için daha fazlası gereklidir.

Diyet yapmak ilk hevesle kolay gibi görünür. İnsan kilo vermeyi gerçekten ister, dolayısıyla motivasyonu yüksektir. Diyetin ilk günleri ve haftaları nispeten rahat geçer, az yemek, aşermelere karşı direnmek ve açlıkla baş etmek hep kolay olacak diye düşünülür. Ancak çoğu insan için bu durum süreklilik taşımaz. Zamanla bir diyet planına bağlı kalmak ve kışkırtan yiyeceklere karşı koymak zorlaşır. “Bir lokma tadarsam birşey  olmaz” gibi diyeti sabote edebilecek düşünceler insanı yoldan çıkarır. İnsan eski yeme alışkanlıklarına geri dönmek için binlerce neden bulur. Verilmiş kilolar çoğunlukla fark edilmeden geri alınır. Ancak her diyetin kaderi böyle olmak zorunda değildir. Kilo vermek, içsel bir değişim gerektirir. Ağza konan her lokma aslında insanın kontrolündedir ama kişi bu kontrolü nasıl elde edeceğinin farkında değildir.

Bir davranış alışkanlığını değiştirebilmek için öncelikle düşüncede değişiklikler yapmak gerekir. Dolayısıyla diyet alışkanlıklarını uzun soluklu bir şekilde değiştirebilmek için öğrenilmesi gereken bazı düşünce alışkanlıkları vardır.

 

Diyet Yapmayı Öğrenmek

Yapılan diyetler şimdiye kadar kalıcı çözüm getirmediyse bu nasıl yapılması gerektiği bilinmediği içindir. Tenis oynamaya başlayan kişi eline raketi alıp maç kazanamaz; öğrenmek için iyi bir tenis öğretmeni, doğru bir yaklaşımın olması, yeterli egzersiz yapmak, zaman ayırmak ve çaba göstermek gerekir. Tüm bu ayrıntılar diyet yapmayı öğrenirken de geçerlidir. İnsanın yemeye olan yaklaşımını fark etmesi ve değiştirmesi çaba ve zaman gerektiren, bilinçli olarak öğrenilmesi gereken tutumlardır. 

İnsan tenisi kendi kendine öğrenmeye çalışırken egzersiz ve yönergeler önemsizmiş gibi davranıp, her oyunda çok iyi oynamak gibi gerçek dışı beklentilere kapılabilir. Bu hayal kırıklığı yaratır, kişinin “yanılmışım, beceremiyorum” diyerek tenisi tamamen bırakma ihtimali artar. Diyet yaparken de aynı prensipler geçerlidir. Bir diyet planı seçip bunu uygularken insanın ne yapacağını bilemediği, motivasyonunun düştüğü, sosyal baskıya direnmenin zorlaştığı, duygusal yemenin baş gösterdiği zamanlar gelebilir.

Cesareti kaybedip diyeti yarıda bırakmamak için zor zamanlara yönelik hazırlanmak çok önemlidir. İnsanın kritik zamanlarda iç konuşmalarını nasıl yöneteceğini, nasıl davranacağını bilmesi kilo verebilmek ve verilen kiloda kalabilmek için şarttır.

Olumsuz iç konuşmalar insan kilo veremedği veya verdiği kiloları geri aldığı zaman da insanın diyet yapmaya olan kararlılığını ve motivasyonunu zedeleyebilir. Özellikle de kaybedilen kilolar geri alındığında yaşanılan suçluluk duygusu ile başaçıkmak çok zordur. “Çok güçsüzüm, iradesizim, kilo vermeyi bir türlü başaramıyorum, hangi diyeti yaparsam yapayım işe yaramıyor” gibi düşünceler zihni işgal eder. Diyet yapmayı zorlaştıran bu düşünceler sabote edici düşünceler olarak adlandırılır.

Sabot Edici Düşüncelere Dikkat

Birçoğumuz her Pazartesi başlanan yeni bir diyetin haftanın ortasında, yakın dostlar ile yenilen bir akşam akşam yemeği, buzdolabında ağzı açık bırakılmış bir çikolata paketi veya mutfak masasının üzerinde unutulmuş bir dilim çörek yüzünden nasıl sona erdiğine şahit olmuşuzdur. Daha ne olup bittiğini bile anlamadan lokmalar ağzımızın içinde yerini almıştır bile.. Herşey otomatik şekilde oluvermiştir sanki. O an aklımızdan hiçbir şey geçmemiştir.

Ancak bilinmelidir ki yeme davranışı hiçbir zaman otomatik değildir.

Otomatik olan şeyler isteğimiz dışında işleyen; kalp atışı, sindirim ve kan dolaşımı gibi beden işlevlerimizdir. Kalbimizin nasıl atacağına karar veremeyiz ya da yediğimiz yemeğin sindirilip sindirilmeyeceğini kontrol edemeyiz. Ancak yemek yememiz böyle değildir.

 

 Lokmalar ağzımıza girmeden önce düşünceler zihnimize girer.

Yemeye başlamadan önce farkında olunmasa da zihinden mutlaka bazı düşünceler geçer. “Bunu gerçekten yemek istiyorum, bir lokmadan birşey olmaz.”, “Sadece bir lokma aldıktan sonra kendimi durdurabilirim.”, “Diyet yapmak çok zor, bunu yemeden nasıl dayanacağımı bilmiyorum.” gibi düşünceler oldukça tanıdık düşüncelerdir. Sabote edici düşünceler adı verilen bu düşünceler kararlılığı azaltır. Diyet planınıza uymanızı engeller ve stres düzeyinizi yükseltir.

Diyeti bozmaya sebep olan sabote edici düşünceler, yememeniz gereken şeyleri yediğinizde de peşinizi bırakmaz ve kendinizi suçlamanıza sebep olur. “Çok güçsüzüm, bunu yememeliydim” gibi suçlayıcı düşünceler motivasyonu alt üst edebilir. Oysaki sabote edici düşünceler ile nasıl başa çıkılabileceğini öğrenmek diyet yapmayı, kilo vermeyi ve kiloyu korumayı kolaylaştırır. “Bu korkunç birşey, bu diyet asla işe yaramayacak. Vazgeçmeliyim.” diyerek kendinizi suçlamak yerine “Bir hata yaptım, bunu yememeliydim ama yedim. Şimdi eski düzenime geri dönebilirim.” dediğinizde motivasyonunuz ve kararlılığınız artar.

Uzm. Psk. Beril Yardımcı

Psk. Yasemin Yeşilyaprak