AKUT STRES BOZUKLUĞU
Akut Stres Bozukluğunun Tanımı Nedir?
Kişi, yaşamsal bir tehdit ya da gerçek bir ölüm içeren bir olaya şahit ya da dahil olduysa, kendisine ya da başkalarına karşı fiziksel şiddet veya yaralama gerçekleştiyse ve kişinin bu olayı takip eden bir ay içinde korku ve çaresizlik içeren tepkiler verdiği gözlemleniyorsa akut stres bozukluğu ortaya çıkmaktadır. Tanı, post travmatik stres bozukluğu gözlemlenen kişileri ayırt edebilmek için geliştirilmiştir. Bu bozukluk, yeni bir tür olmasına karşın, yıllardır “kabuk şoku” (shell shock) olarak adlandırıldığı bilinmekteydi. Ayrıca yalnızca, Amerikan iç savaşından dönen askerlerde görüldüğü için, askerlere özgü bir durum olduğu düşünülmekteyken, sivillerde de bu rahatsızlığa rastlanabileceği anlaşılmıştır. Akut stres bozukluğu kısa süre önce tam olarak aydınlanan bir konudur. Çünkü bir travma yaşadıktan sonra kişilerde post travmatik stres bozukluğuna benzer belirtiler de görülebilmektedir.
Travmanın hem tıbbi hem de psikiyatrik açıklamaları bulunmaktadır. Tıbben travma, vücutta ciddi ve kritik yaralanma, şok ya da hasar oluşmasına işaret etmektedir. Bu açıklama genellikle acil serviste kullanılan bir alanı tanımlamaktadır. Psikiyatride travma, duygusal acı veren üzücü ya da şok edici ve genellikle uzun süreli fiziksel veya ruhsal etkiler oluşturan tecrübeleri karşılayan farklı bir anlama denk gelmektedir.
Psikiyatrik travma ya da duygusal hasar, aslında uç bir olaya verilebilecek normal bir tepkidir. Beynin derinliklerindeki yapılarda tutulan stres yaratıcı olayla ilgili duygusal anılar oluşturmayı kapsar. Yaygın olarak, travmatik olay ne kadar doğrudan yaşanırsa, duygusal hasar alma riskinin de o denli yüksek olacağına inanılmaktadır. Sınıfta gerçekleşen bir silahlı yaralama olayını ele alırsak, yaralanan öğrenci en ağır duygusal hasarı alacaktır. Sınıf arkadaşının yaralandığını gören öğrenci de, olay gerçekleştiğinde okulun başka bir kısmında bulunan diğer bir öğrenciye oranla daha fazla etkilenmiş olacaktır. Ancak ikinci elden şiddete maruz kalmak bile çok travmatik olacaktır. Bu nedenle şiddete ya da bir afete, yalnızca medya vasıtasıyla bile olsa tanık olmuş tüm çocuk ve ergenlerin, duygusal sıkıntılar yaşayıp yaşamadıkları anlamında dikkatlice izlenmeleri gerekmektedir.
7 Şubat 2008 Tarihinde 02:51
Geç kalınmış bir araştırma. Hastalıklarda yaşanmışlıkların ,genetik olarak kişi yatkın bile olsa daha önemli bir neden olduguna hep inandım.Bu çalışma bu şüpheyi daha netleştirecektir.
7 Şubat 2008 Tarihinde 08:28
Yorumunuz için teşekkür ederiz. Gerçekten de akut stress bozukluğunda yaşanan olay hastalığın ortaya çıkmasındaki en önemli faktördür. Öte yandan diğer psikiyatrik rahatsızlıklar için bu kadar kolay sonuca varamıyoruz. Psikiyatrik rahatsızlıkların oluş nedenleri hakkında henüz kesinleşmiş veriler yoktur, ancak genetik faktörler, çevresel faktörler, yaşam olayları ve biyolojik faktörlerin farklı derecelerde ve birlikte etkili oldukları "multifaktöriyel" çok faktörlü bir etiyolojinin varlığı söz konusudur. Bazı hastalıklarda bu çoklu faktörlü duruma ağırlıklı olarak etki eden faktörleri daha iyi biliyoruz. Örneğin şizofreni ve bipolar bozuklukta genetik faktörün etkisine dair çok çalışma var. Akut stress bozukluğu ise bu durumlardan çok daha farklı, rahatsızlığın oluş nedeni travmanın varlığına bağlı olan bir durumdur. Rahatsızlık tanısı konması için bir travmanın varlığı şarttır. Bu travmadan ne kadar etkileneceğinde yine kişinin biyolojik, genetik yatkınlıkları ve yaşam deneyimleri etkili olmaktadır.
Sonuç olarak söyleyebilirim ki, hiç bir ruhsal rahatsızlıkta suçlanabilecek tek bir neden yoktur.
Görüşmek üzere.
Psikiyatr Dr. Ayşegül Sütçü Yıldırım