‘Diğer Fobiler’ Kategorisi için Arşiv

Sürekli yorgunluk hissine son

Cuma, 21 Mart 2008
Araştırmalara göre, modern insanın vücuduyla ilgili şikayetlerinin başında sürekli yorgunluk hissi geliyor. Yoğun çalışma, şehir hayatının stresi, uyku problemi gibi sebeplerle hissedilen yorgunluk, kolayca gelip geçiyor. Peki, ya kronik hale gelen yorgunluk hissine ne demeli? Büyük şehirlerde yaşayan insanların daha sık yaşadığı ve pek çok ciddi hastalığın habercisi olabilecek yorgunluğun neden ve çözümlerini Prof Dr . Ayşe Altıntaş anlattı. ronik yorgunluk bir hastalık olarak tanımlanabilir mi? - Eğer yorgunluğunuz günlük bir şikayet olmaktan öte süreklilik kazanmışsa, en ufak efor gerektiren aktiviteler dahi sizde aşırı bir yorgunluğa neden oluyor, dinlenmekle eski enerjinizi kazanamıyorsanız, sabahları dinlenmiş olarak uyanmıyor ve güne yorgun başlıyorsanız bu durum bir hastalık ya da hastalığın habercisi olabilir. Sürekli yorgunluğun ilk belirtileri neler? - Kronik yorgunluk sendromu dediğimiz hastalıkta yorgunluk belirtisinin yanı sıra eklenebilecek diğer belirtileri şöyle sıralayabiliriz: Kısa-dönem bellek ya da konsantrasyonda bozulma, nedensiz boğaz ağrısı, duyarlı lenf nodülleri, kas ağrıları, birden fazla eklemde ağrı , yeni gelişen-farklı özellikler taşıyan baş ağrısı, dinlendirmeyen uyku, egzersiz sonrası uzun süren kırgınlık hali. Yorgunluğun sebeplerinden biri olarak konforun getirdiği tembelliği sayabilir miyiz? - Konforun getirdiği tembellik yani bir başka deyişle hareketsizlik, kalp-damar sistemini olumsuz etkilediğinden kişinin enerji düzeyini de azaltıyor. Bu nedenle hareketsiz kişiler daha az efor gerektiren aktiviteler sırasında, daha çabuk yorulduklarından bahsederler. Hareketsizliğin psikolojik olarak da negatif yönde etkisi olduğunu unutmamak gerekiyor. Yorgunluğun normalin dışına çıktığı durumlarda önerilen tedavilerden birisi de egzersiz yani fiziksel aktivitedir. Fiziksel aktivite ile vücudumuzda birtakım olumlu reaksiyonlar meydana geliyor, bağışıklık sistemimiz güçleniyor. Yorgunluğun en pratik çözümü nedir? - Yorgunluğun pek çok değişik nedeni olduğu için bu soruyu cevaplamak ne yazık ki zor. Anemi yani kansızlığınızın bulunmasından, depresyona ya da nörolojik hastalıklara kadar pekçok değişik nedenden kaynaklanıyor olabilir yorgunluğunuz. En pratik diyebileceğim öneri; yorgunluğun neden kaynaklandığını bulmak ve bu nedeni ortadan kaldırmaya yönelik önlemler almak şeklinde tanımlanabilir. Daha ağır vakalar olarak tanımlanan kronik yorgunluğun tedavisi nasıl yapılıyor? - Kronik yorgunluk sendromunun özgün bir tedavisi bilinmiyor . Bu hastalarda uygulanan tedavinin amacı; hastanın yakınmalarını azaltmak ve fonksiyonel bir düzelme sağlamak. Çünkü bu durum hastanın yaşam kalitesini, özel yaşamını ve iş yaşamını etkilemekte, performansında belirgin bir azalmaya neden olmaktadır. Öncelikle tüm hastalara iyi gelebilecek mucizevi bir tedavinin olmadığını bilmeliyiz. Tedavi seçenekleri arasında; yaşam stilinde düzenlemeler, dinlenme ve uyku periyodlarının düzenlenmesi, diyet, davranışsal kognitif tedaviler, egzersiz ve ilaç tedavileri sayılabilir. Eğer tedavi edilmezse, gelecekte kişiyi bekleyen problemler neler olabilir? - Yorgunluk şikayetinin şiddetine göre kişinin yaşam kalitesi bozuluyor. Kronik yorgunluk sendromu tanısı alan hastaların yüzde 25’inin bu nedenle işsiz kaldığı bildiriliyor. Makyajda grafik sanatlar Grafik olarak ön plana çıkarılan gözler, sezonda defilelerin en dikkat çeken ayrıntıları oldu. Defilelerde yer alan dünyanın en önemli makyaj artistleri hareketli sürmeleri hiç çekinmeden eskisinden çok daha kalın kullanacağımızın işaretlerini veriyor. 40’lı yılların esintilerini taşıyan seksi kedi gözler, siyah bir göz kalemiyle ekstra kalın ve göz kuyruğundan dışarıya doğru taşar biçimde kullanılıyor. Geçmiş dönemlerin divalarına gönderme yapan bu makyaj hilesi hareketli kıvrımlarla da gözlerin olduğundan büyük görünmesini sağlıyor. Gözün alt kısmına sürülen beyaz göz kalemi üst göz kapağında kirpiklerin dibine çekilen kalın çizgiyi daha belirgin bir hale getiriyor. GÖĞÜS MESELESİ Birçokları için göğüslerin büyüklüğü değil sahip olduğunuz pürüzsüz ve gergin bir cilt önem taşır. Göğüslerin dikliği ve dekoltenin görüntüsü de cildin elastikiyetiyle bağlantılıdır. Cilt kullanılan ürünlerle kusursuz bir görünüme kavuşabilir. Göğüs kremleri elastikiyeti artırır, bakımlar dokuları sıkılaştırır ve küçük uygulamalar var olan kırışıklıkları ve erken yaşlanma belirtilerini ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Göğüsler için özel olarak geliştirilmiş gerginleştirici kremlerle bakımınızı gerçekleştirebilirsiniz. Onun dışında aşağıdaki uygulamalar da dik göğüslere sahip olmanın ipuçları arasında sayılabilir: 1. Sıcak-soğuk duşlarla gözeneklerinize egzersiz yaptırın: Böylelikle cildinizi de sıkılaştırırsınız. Sıcak-soğuk duşları özellikle sabah saatlerinde yapabilirsiniz. Cilt dokusundaki kan dolaşımı bu sayede hareke geçer ve cilt pembemsi sağlıklı bir görüntüye kavuşur. 2. Yatağınızdan gereksiz yastıkları kaldırın: Geceleri yüksek yastıklarla uyuyorsanız, o zaman dekolte bölgenizde oluşan kırışıklıklara maruz kalıyorsunuz demektir. 3. Yapacağınız birkaç küçük egzersiz göğüs bölgesindeki cilde gerginlik kazandırır: Çünkü göğüsler büyük bir göğüs kasının içinde yer almaktadır. Bu kasın koruyucu bir fonksiyonu bulunmaktadır ve böylelikle ağırlığın etkisini azaltır. Eğer göğüs kaslarınıza düzenli olarak egzersiz yaptırırsanız -her iki günde bir yüzme ya da özellikle o bölgeyi hedefleyen spor- üç ay içinde göğüslerinizde ciddi bir sıkılaşmayı hissedebilirsiniz. Eğer bu tür egzersizler için zamanınız olmadığını düşünüyorsanız o zaman göğüs kremleri de bu konuda yardımcınız olabilir. 4. Dik durmayı öğrenin: Mükemmel bir duruş hem göğüs bölgesini gerer hem de dekolteyi gün yüzüne çıkarır. 5. Doğrudan güneş banyolarına maruz kalmayın: Özellikle boyun ve dekolte bölgesindeki deri vücudun diğer bölgelerindeki deriden çok daha fazla hassastır. Bu yüzden güneşin zararlarından çok daha hızlı bir şekilde etkilenirler hatta kırışıklıklara ve yaşlılık lekelerine açıktırlar. Çarliston kızlar Bu önerimiz, imajında köklü bir değişim cesaretini göstereceklere... Moda olduğu kadar makyaj da geçmiş dönemlerin etkisinde kalıyor çoğu zaman. Tasarımcılar şimdilerde 20’ler nostaljisi yaparken, makyajlarda dönemin Çarliston kızlarına öykünüyor. Anlaşılan o ki, bu yaz minimal söylemler tamamen unutulacak. Çünkü ihtişam hem koleksiyonlarda hem de makyajlarda kendini fazlasıyla ortaya koyuyor. Eğer siz de podyumlardan yansıyan yeni kadınsılığı onaylıyorsanız o zaman 20’lerin su dalgası saç modellerini ve belirgin makyajlarını uygulamaya geçmelisiniz. Bu durumda saça parlaklık kazandıran spreye ve saçlarınıza hafif bukleler verebileceğiniz bir saç maşasına ihtiyacınız var demektir. Kaynak:Hürriyet

Merkezden çıkın

Cuma, 21 Mart 2008
Size bir şey danışmak istiyorum; ben panik atak hastasıyım ve ÖSS sınavına gireceğim. İlk olmayacak ama yine de çok korkuyorum ya bir şey olursa diye. Derin nefes alma egzersizini alışkanlık haline getirin . Bu tarz panik anlarında çok işinize yarayacak. Burnunuzdan üç kerede derin nefesinizi alıyorsunuz, iki saniye içinizde havayı tutuyorsunuz ve ağzınızdan bir kerede havayı dışarı bırakıyorsunuz. Olumlu telkin de çok önemli. "Her şey yolunda, ben iyiyim, rahatım, sakinim, huzurluyum, her şey çok iyi olacak&" gibi telkinleri alışkanlık haline getirmelisiniz. Panik atakla mücadelemizin diğer bir ayağını faaliyetler oluşturuyor. Kendinizi merkezden çıkartmadıkça bu rahatsızlıktan kurtulamazsınız. Başka insanların menfaati için çalışmayı alışkanlık haline getirmelisiniz. Bunun için hayatınızı yeniden gözden geçirmelisiniz. Ben kimim ve nelerle uğraşıyorum? Bu soruların cevabından yola çıkarak kendinize bir rota çizmelisiniz. Hayatın gerçekleri sadece ÖSS ile sınırlı değil. Sizin her daim iyi olmanız gerekiyor. İnsanlık sizden hizmet bekliyor. Bahar sendromu Şu bahar ayındaki sendromları giderebilmek için neler yapmak gerek? İmkanım yok doktora gidemiyorum. Yardıma ihtiyacım var özellikle bazı günlerde çok daha sıkıntılı geçiyor. O zaman ne tür ilaç kullanmamı tavsiye edersiniz?" Bol hareket sizin ilacınız. Vücudunuzda biriken enerjiyi ancak kullanarak vücudunuzdan atabilirsiniz. Temiz havaya çıkın ve bolca yürüyüş yapın. Bazı günler için de hareket etme imkanınız yok ise mümkün olduğunca insanlardan uzak olmaya gayret gösterin. Şayet bol hareket ederseniz enerjinizi atacağınızdan insanlarla da iletişimde sorun yaşamazsınız. Bu günlerde östrojen (oğul otu, ada çayı, anason, papatya & bunlardan birini seçin ve çay gibi demleyerek için) ve seratonin (kakao, karanfil , zencefil, muz , bulgur, havuç&) takviyesi sizi rahatlatacaktır. Korkular& 43 yaşındayım. 1 yıl önce babam ve ağabeyim kan problemi yüzünden rahatsızlık geçirdi. Bu rahatsızlığın sonucu genetik olduğu için bende de var ve beni rahatsız etmeye başladı. Bir yıl önce bu korkuyu yaşadım. 1 ay önce ağabeyimi kaybettim. Bu bende çok büyük bir problem oldu. Şu anda içimde bir korku var. Bu ölüm korkusu, bıraktığı yükü taşıyamama korkusu ve her an kötü bir haber alacakmışım duygusu gibi halk dilinde yürek kabarıklığı denen olay mevcut. Henüz atamadım. Yazılarınızı devamlı takip ediyorum. Oğul otuna devam ediyorum. Bu arada muayene olduğum psikiyatrist panik atak teşhisi koyup ilaç önerdi ama ben kullanmak istemiyorum. Sizin önerileriniz nelerdir? Teşekkürler." Korkular& Yaşamış olduğunuz durum anksiyete, yani kaygı bozukluğu. Panik bozukluk teşhisi koyabilecek belirtilere dair hiçbir ipucu yok yazdıklarınızda. Kaygı: Kişinin davranışlarını ve sosyal hayatını kısıtlayan; stres, gerilim ve huzursuzluk halidir. Panik bozukluk: Aniden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan; kalp çarpıntısı, terleme, titreme, göğüs ağrısı, nefes almada güçlük, kişinin kendini çıldıracakmış gibi hissetmesi şeklinde görülen yoğun bir kaygı nöbetidir. Şimdi buradan bakıldığında sizin kaygılarınız ile mücadele etmeniz gerekiyor. Bunu sağlamanın tek yolu da zihni meşgul etmektir. Zihninizi farklı faaliyetler ile meşgul etmedikçe bu kaygılar sizde var olacak ve sizi günlük hayattan alıkoyacaktır. Derhal aktivitelere başlamalısınız. Mesleki, sporsal, sosyal ve sanatsal faaliyetleriniz olmalı. Bu faaliyetler sizi rahatlatacak ve zihninizi meşgul edecektir. Oğul otuna iki ay boyunca devam edin . İki ayın sonunda oğul otu yerine anason veya papatya çayına başlayabilirsiniz.

Dikkat! Belki siz de hastasınız...

Salı, 22 Ocak 2008
Boğazınız tıkanıyor, kalbiniz hızlı mı atıyor? Ülkemizdeki 4.5 milyon kişi, ölüm korkusu, nefes alamama hissi, panik nöbetleri gibi psikolojik rahatsızlıklar yaşıyor Bunların 3.5 milyonunu da kadınlar oluşturuyor. Ama tedavi olmak için profesyonel yardım alanların çoğu erkek. Psikolojide uzun süreli endişe hali olarak tanımlanan anksiyete yani bunaltı bozuklukları yaşayanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Türkiye'de sosyal anksiyete, yaygın bunaltı bozukluğu, obsesif, kompülsif bozukluk, panik bozukluğu, agorafobi ve özgül fobi olarak adlandırılan hastalıklara yakalanan toplam 4 buçuk milyon insan bulunuyor. Bunun 3 buçuk milyonunu ise kadınlar oluşturuyor. Toplumun yüzde 7'sinde görülen bu hastalıklar, kişilerin sosyal hayatlarını da etkiliyor . Anksiyeteye yakalananlar sürekli ölüm korkusu yaşadıkları için eve kapanıyor. Bir ortama girmeyi başaranların ise önce elleri titriyor, yüzleri kızarıyor. KORKMAYIN, YÜZLEŞİN Kalbin hızlı çarpması, nefes alamama, boğazda tıkanıklık hissi, ölüm korkusu bu psikolojik bozuklukların en önemli belirtileri arasında sayılıyor. Kadının sosyal ortama girememesi ise herhangi bir konuda fobi oluşturmasının en büyük etkeni. Hacettepe Üniversitesi "nden psikiyatr Prof. Dr. Cengiz Kılıç , erkeklerin kadınlardan daha fazla sosyal ortamda bulunmalarının, hastalıklarını fark etmelerine imkan sağladığını ifade etti. Kılıç , "Kadınlar yaşadıklarını günlük endişe hali olarak tanımlıyorlar. Dolayısıyla sorunlarını içlerinde yaşıyorlar. Genelde profesyonel yardım alanlar ise erkekler. Korkularınızla yüzleşirseniz bu hastalıklardan kurtulursunuz" diyor. Kaynak : Diplomat Haber